Geçtiğimiz One Piece manga sayılarından birinin kapağında Oda’nın kaleminden Shichibukai’lerin hepsini yan yana görmüştük. Donanma tarafından tutuklatılan Jimbei ve Kuma da dahil hepsi kapaktaki yerini almıştı. Olağan üstü bir şekilde Luffy’e gönlünü kaptıran Hebihime ile Jimbei yan yana duruyorlardı. Luffy’e Shabondy Takım adasının sonunda, onu göndermeden hemen önce “Bir daha asla karşılaşmayacağız!” diyen Kuma (halen bu konuda çok sağlam teorilerim var) bir süre sonra zincire vurulmuş olmasına rağmen kapakta, diğerlerinin arasında ki yerini almıştı. Hiçbir toplantıya katılmaması ile ünlü Hawk Eye dahi kapaktaydı… Gerçi yaklaşmakta olan olaylar zinciri vesilesi ile belki de ilk kez bir toplantıda da yerini almıştı.
Thriller Bark’da Luffy tarafından muazzam bir yenilgiye uğrayan; ama bunu hiç kimseye çaktırmayarak koltuğunda oturmaya devam eden Moria da aynı kapaktaydı, Kara Sakal korsanlarının kaptanı olarak bilinen, Crocodile’ın düşüşünden faydalanarak Shichibukai ünvanını sahiplenen, başındaki ödül konusunda bizleri sürekli şaşırtan Teach ve nihayetinde, şu zamana kadar en az gördüğümüz, belki de hiç geniş geniş izleme olanağı tanımadığımız Don Flamingo’da kapakta ki yerini almıştı…
Peki ya, tüm bu Shichibukai’lerde şimdilerde neler oluyor?
Eski bir Shichibukai olan Crocodile, Alabastadaki planlarını hayata geçiremeden, daha doğrusu boşa kürek çektiğini öğrendiği anda Luffy’nin ani ve ısrarcı vurgunu sonrası yenilmiş, yaptığı anlaşmaya aykırı hareketi nedeni ile o zamanlar sadece tutuklandığını bilmemize rağmen sonradan çok şaşırtıcı bir şekilde öğrenmemiz üzerine Impel Down’ın en derin yerine, idam mahkumu olan Luffy’nin biricik kardeşi Fire Fist Ace’ın ve başka bir mahkum Shichibukai olan Jimbei’nin yanına hapsedilmişti.
Sengoku ile bilmediğimiz bir nedenden ötürü ters düşen, yine açıkça bilmediğimiz bir nedenden ötürü Impel Down’ın en derin yerinde hapsedilmiş olan Jimbei, tüm onuru ve sadakâti ile bizlerde heyecan uyandıran bir diğer karakter olmuştu.
İşte tüm Shichibukai politikası, koltuk savaşları bu çerçevede dönüyordu…
Crocodile Impel Down’a atılınca açılan 7. Shichibukai mevkisini hızla doldurmak isteyen donanma olası adayları araya dursun çoktan kendisi adaylığını koyan bir korsan vardı bile. Ace’ın adamlarından birisi olan ve büyük bir ihanet ile kaçan Teach kendi tayfasını kurmuş, elinde ki şeytan meyvesi gücü ile Shichibukai mevkisine, Donanmaya vaatlerde bulunarak aday olmuştu. Daha Alabasta çöllerinde tanıdığımız Luffy’nin biricik kardeşi Fire Fist Ace’ın amacı uğrunda onca dolanmasını izledik ve Water 7 sonlarına kadar da bu amacın nihayetini göremedik. Derken amaç nihayetine erdi ve karanlık ile alev kapıştı. Geride sadece Ace’ın o alengirli şapkası ve karanlığın içerisinde yok olmuş koskoca bir ada kalmıştı.
Tüm bu gelişmeler ışığında, Shabondy ve Amazon Lily sonlarında öğreneceğimize göre Fire Fist Ace, Kara Sakal’ın hafiften değişmiş; ama amacına çok daha iyi bir şekilde ulaşmış vaadi olmuştu. Shichibukai koltuğu uğrunda Donanmaya teslim edilen Ace ve bu neticede koltuğa yerleşen Kara Sakal, Shichibukai mevkilerinden boş olanı da sahiplendi. Peki ya sonra?
Ace’ın idam süreci başladı…
Bu süreç binlerce farklı olayı tetikledi!
Beyaz Sakal korsanlarının ikinci adamı olan Ace’ın böyle bir konuma getirilmesi BS’ı Donanma’yı hedef alır hale getirdi. Muhtemelen Jimbei’de böyle bir durumda BS’ın karşısında yer almamak istediği için Sengoku ile ters düştü. Kararını değiştirdiğinde çıkartılmak üzere Impel Down’ın en derin hücrelerinden birine, olaya bakın ki Fire Fist Ace’ın hücresine atıldı.
Crocodile’ın da karşı hücredeki varlığı yaklaşık bir zaman diliminde sezilirken başka bir cephede yine bir çok Shichibukai’nin müdahil olduğu olaylar çerçevesinde işler çok farklı bir boyut kazanmaktaydı.
Amiral Kizaru, bir kutsal ejdere yumruk atan Hasır Şapka Luffy’i yakalamak üzere Shabondy Takımadasına gelerek ışın logia gücü ile ortalığı darma duman ederken, az kaldı tüm Hasır Şapka tayfasını ölüme yollarken ortaya Kuma çıktı. Shichibukai’lerin belki de en sırlarla dolu olanı, ilk defa Thriller Bark’da Zoro’ya gerçek acıyı tattırırken gördüğümüz Kuma bu sefer neyin peşindeydi?
Luffy ve tayfasının tüm üyeleri birer birer Kuma’nın patisi ile temas ederken ve farklı yönlerde millerce uzağa doğru yollanırken Kuma geriye kalan son kişiye, Luffy’e döndü ve “Seninle bir daha hiç karşılaşmayacağız!” dedikten sonra onu da yolladı.
Benim tahminlerime göre Kuma geleceğe dair görüşe sahip olan bir Shichibukai… Luffy’nin gelecekte ne gibi bir felaketi önleyeceğini görmüş olabilir ve onu böyle bir hamle ile yapması gerekene yönlendirmiş olabilir. Çünkü bir dönüp bakacak olursak tayfanın tüm üyeleri sanki kendileri için özenle seçilmiş adalara yollanmışlar. Kuma, Reyleigh’e fısıldarken ve Reyleigh fısıltılara cevabını o ilginç sözleri ile verirken bu tahminim nasıl olurda güçlenmez? Kuma geleceği görmese neden Luffy’e böyle bir cümle ile veda etsin, neden oraya kadar gelip, her şeyinden (donanmadaki mevkisi vs.) vaz geçip Luffy’i kaderi olan bir yolda çok uzaklara yollasın?
Luffy gökyüzünde millerce süzüldükten sonra sadece amazonlardan oluşan bir adaya iniş yaptı ve işte bu noktada güzeller güzeli Hebihime ile tanıştı. Aslında önce savaştı, sonra tanıştı. Kadınlarla kaplı adada Luffy’e gönlünü kaptıran, Shichibukai’lerin tek kadın üyesi Hebihime önceleri bahsi geçen acil Shichibukai toplantısına gitmeyeceğini Donanmaya beyan etmişken, Luffy kardeşinin durumunu öğrenince, onu Impel Down’a götürmek için Donanma’nın toplantı katılım talebini kabul etti. İşte böyle yollara düştü sevdiğini eteklerinin altına alarak…
Hebihime bizi Luffy’nin erkekliği konusunda şüphelere düşürsede olası bir aşkın doğduğunu, bizlere kıskançlık yaratacak kadar güzel bir şekilde, her karede defalarca betimledi.
Derken kendimizi Hebihime’mizin etekleri arasında Impel Down’da bulduk ve işte bundan kısa bir süre sonra Shichibukai’lerin hepsinin bir masanın etrafında toplanmış olduğunu da gördük. O zamana kadar hiçbir toplantıya gitmemiş olan Şahin Göz bile oradayken…
Luffy gelişen olaylar ışığında Impel Down’ın en derinlerine kadar inmeyi başardı. Ace’ı kıl payı kaçırmış olsada orada hapis olan Crocodile ve Jimbei’yi de, o anda Jimbei’nin bir Shichibukai olduğunu bilmeksizin yanına aldı.
Şimdilerde bu iki Shichibukai Luffy ile birlikte idam alanına doğru yolculuk ederlerken ufukta çok daha büyük bir savaş var ve diğer Shichibukai’lerin kesin konumları belirsizliğini sürdürüyor.
Bakalım bundan sonra olaylar nasıl şekillenecek?

Cidden profesyonel bir yazı olmuş, ilk önce tebrik ediyorum

).
Öyle derin bir mevzu ki bu, havaya ateş edeceğim bu yazımda, başka yapılabilecek birşey yok.
Hebihime kollarını açmış Luffy’yi bekliyor olacak en basiti bu
Don flamingo kendi planları doğrultusunda(Korsanlar Kralı olmak için) kimi yenmesi gerekiyorsa ona saldıracak.
Moria olabildiğince güçlü korsanın gölgesine göz dikecek(Çünkü elinde kalmadı
Kuma yorum yok…(Manyak bu adam ne yapacağı belli olmaz).
Hawk Eye yorum yok…(Bizimkilere bir kötülüğü dokunacağını sanmam).
Jimbei bizden yana, Marshell D Teach dünyayı yerinden oynatacak.
Eski dostumuz Crocodile ise Whitebeard’e zarar verebileceğini düşünüyor ama bence çok büyük yanılgı içersinde
Kuma’nın geleceği gördüğünü sanmıyorum. Ya kendi planını uyguluyor yada başka birisine “Yeni Çağ’ın” oluşması adına yardımcı oluyor.
Eğer olaki Kuma’nın gelecek öngörüsü yoksa, bu demektir ki Kuma, Luffy’leri gözleyen biri tarafından oraya Onun söylediklerini uygulamak için gönderildi. Bu kişi Ya Dragon’dur, yada Roger’dir.
Şimdi aklıma takılan bir şey var. Beyaz “Sakal” mevzusu. Onun isminin Beyaz bıyık olması gerekmiyor mu? Sonuçta sakalı yok ama aslan gibi pala bıyığı var.
Her ne kadar ingilizcede “Whitebeard” diye geçsede orjinal isim olan “Şirohige” Beyaz bıyık anlamına da gelmektedir. Çünkü japoncada sakal da, bıyık da “hige” kelimesiyle ifade ediliyor. Yani ingilizceye “Whitemoustache” diye bir isimle geçmesi komik ve karizmayı zedeleyici olacağından “Whitebeard” diye geçmiş olabilir diyorum. “Beard” kelimesinin ingilizcede bıyık anlamında bir kullanmı var mı? Onu da bilmiyorum.
Yani ona Beyazbıyık dememiz daha doğru olmaz mı? Veya garip geliyorsa orjinal ismiyle Sirohige dememiz. Çünkü sakalsız bir adama Beyazsakal demek bana çok çok garip geliyor.